• https://www.facebook.com/tkdaritma/
  • https://twitter.com/TARIKKARADUMAN
             ARITMASUYU
Ürün ve Hizmetler
Site Haritası

BLOG


HASTA DEĞİL SUSUZSUNUZ    11.08.2019

ÇOK YARARLI  BİR BİLGİ  

"ÜSTELİK DE SUDAN UCUZ"

Vücudun su istemesinin 46 nedeni  

   

Yazarımız, önsözünde şu anlamlı cümleleri kullanıyor: "Bu kitapta okuyacaklarınız yeni bilgilerdir ve bunlar fizyoloji biliminSuyun her zaman yararlı olduğunu biliyorduk da, şimdi onun, niçin doğanın en basit, en etkili, en güvenli ve en "yan etkisiz" mucizevi ilacı olduğunu öğrenmek zamanı…

Yeni ve sağlıklı bir yaşam a başlamak,  şu an ellerinizin arasında tutacağınız bir bardak suda…

Çünkü hayatımızın en vazgeçilmez ama bilinçli olarak, öneminin asla   farkına varamadığımız birincil ögesi: Su!..

 Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta konuyla ilgili oldukça orijinal ve dikkate alınması gereken tespitler var...

 Yalnızca canımız istediği zaman su içeriz. Öte yandan, Ay'ınmilimetrik birtakım hareketlerinin dünyamızdaki suyu etkilediğini, böylelikle denizlerin yükseldiğini ve alçaldığını coğrafya kitaplarından  da biliriz.

Durum böyleyken, yani insan evladı da bu dünyanın  malzemesinden oluştuğuna göre, vücudumuzdaki su seviyelerinin ne  âlemde olduğunu aklımıza bile getirmeyiz. İçinde bulunduğumuz  toplumun yeme içme alışkanlıklarının bir eseri olarak, edindiğimiz su  içme alışkanlığı bütün hayatımıza egemen olur, örneğin acılı bir  yemeğin üzerine iki bardak su içmek rahatlatır, yazın sıcaklarda  canımız hep su ister, vesaire… 

İranlı hekim Batmanghelidj,  “Su / Hasta Değil Susuzsunuz” adlı  kitabında hiç de böyle düşünmüyor. Tüm hastalıkların biricik nedeninin, vücudun susuz kalması ogusuna dayandığını öne sürüyor.Bu öne sürüşünü "binlerce su deneyimi" ile de açıkça ortaya koyuyor. 

Dr. Batmanghelidj, suyun bilumum hastalıklara iyi geldiğini, insanı iyileştirdiğini "tesadüfen" hapishanede öğrenmiş. Peki, bir hekimin, eğer cezaevi doktoru değilse orada işi nedir?

Doktorumuz bir suçlu!

Suçu, Şah döneminde rejim karşıtı devrimci örgüt Halkın  Mücahitleri'ne yardım ve yataklık yapmak.

Mollalar iktidara geldikten  sonra da doğal olarak utuklanıyor ve İran'ın en ünlü işkencehanesi   Evin Hapishanesi'ne atılıyor.

Malum, bilenler bilir (!) hapishaneler yeme-içme, sindirim-boşaltım koşulları açısından bir insanın, özgürlüğüne kavuştuktan sonra bile hayatının sonuna kadar kendini  toparlayamayacağı, cezalandırma mekânlarıdır.

Hal böyle olunca,  alabildiğine maddi ve manevi işkence gören ve doğru dürüst  beslenemeyen insanların ilk başına gelen midelerinin iflas etmesidir. 

Bir gün koğuşta, hapisliklerden birisi inanılmaz mide sancılarıyla kıvranmaya başlayınca, doktorumuz gayri ihtiyarı olaya müdahale ediyor ve adamcağıza iki bardak su içiriveriyor. Çok geçmeden sancıların dindiğini gözlemliyor.

Bu olay, Dr. Batmanghelidj'in, suyun  hastalıkların tedavisinde ne denli bir etkisi olduğunu ilk keşfettiği an  oluyor.  

Bundan sonra su çalışmalarını yoğunlaştıran yazarımız, 2,5 yıl içerisinde Evin'in tezgahından geçen yaklaşık 2 bin tutuklu ve hükümlüyü birer,birer iyileştiriyor, yalnızca suyla… 

Derken, 2,5 yıl kadar sonra tahliye zamanı geldiğinde, hapishane müdürüne ricada bulunuyor, "lütfen beni 1 yıl daha burada tutun, zira  araştırmalarımın en önemli evresine girmiş bulunmaktayım ve bu  kadar çok hastayı dünyanın hiçbir yerinde, bu koşullarda bulamam…" 

Böylece, yazarımız 1 yıl daha "gönüllü hapislik" hayatını sürdürüyor,  sonra da doğru Amerika'ya… Araştırma ve çalışmaları yıllarca  sürüyor ve nihayet bu kitap ortaya çıkıyor. e yeni açıklamalar getirmektedir. Burada sözü edilen fizyoloji, ilaç üreticilerinin kullandıkları bilim değil, vücuttaki canlı dokularla organların doğal çalışmalarını tanımlayan bilim dalıdır.

Bu kitap, bazı önemli sağlık sorunlarıyla bu sorunlarının nedenlerinden ve doğal yöntemlerle tedavilerinden söz etmektedir.  

Bir sağlık  sorununun nedeni ve tedavisi açığa çıktığında, hiç kimsenin  anlayamadığı tıbbi terimlere gerek kalmaz.

Burada okuyacaklarınız  kapsamlı bir klinik ve bilimsel araştırmaya dayanmaktadır.

Bu  kitaptaki bilgilerini derleyebilmek için, 1950' de Londra'daki St. Mary  Üniversite Hastanesi Tıp Fakültesi'nde başlayan tıp eğitimimden sonra 22 yıldan fazla araştırma yaptım, çalıştım ve yazdım. 

"Bu kitapta, birçok ciddi hastalığın tedavi nedeni olan kronik gizli dehidrasyonun (susuzluğun) fizyolojik etkisi ve metabolik komplikasyonlarından söz edeceğim. Bugün, bunun çağdaş tıbbın en büyük gelişmesi olduğuna inananlar var."

Çağımızın bazı sağlık sorunlarından söz eden bu basit sunum, bütün dünyada bilim ve mantığa dayalı tıbba geçiş için bir rehber olacaktır.

Elinizdeki kitap, toplumun ivedi çözüm isteyen sorunları için yazılmıştır.

Özellikle 15 milyon astımlı çocuğun ailesinin bu hastalığın nedenini ve çocukların yaşamlarını kurtarabilecek basit ve ucuz tedavi  yöntemini öğrenmesi çok önemlidir."

Yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor. 

1-       Hiçbir şey susuz yaşayamaz.

2-       Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.

3-       Su temel enerji kaynağıdır, vücudun "nakit akımıdır."

4-       Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.

5-       Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.

6-       DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.

7-       Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.

8-       Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür.

Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.

9-       Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir  enerji değeri yoktur.

10-   Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.

11-   Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.

12-   Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.

13-   Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.

14-   Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaların  için karaciğer ya da böbreklere taşır.

15-   Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.

16-   Omurgadaki diskleri "şok emici su yastıkları" na dönüştürür.

17-   Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.

18-   Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.

19-   Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.

20-   Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.

21-   Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.

22-   Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.

23-   Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.

24-   Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.

25-   Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.

26-   Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve  hiçbir yan etkisi yoktur.

27-   Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.

28-   Uykuyu düzenler.

29-   Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.

30-   Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.

31-   Gözlere canlılık ve parlaklık verir.

32-   Glokomdan korunmamıza yardım eder.

33-   Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.

34-   Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.

35-   Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.

36-   Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.

37-   Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.

38-   İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.

39-   Dehidrasyon  cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.

40-   Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.

41-   Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.

42-   Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.

43-   Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.

44-   Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Kara verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.

45-   Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.

46-   Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine  yardımcı olur.

 

Bu kitabı ilk okuduğundan bu yana artık "bol sulu bir yaşam süren" kitap editörü de ısrarla bu kitabı tavsiye etmektedir: Çünkü, vücudunuzu, yıllardır, bir "atık ilaç deposu" haline getirmekten  bir an evvel kurtarmanız gerekiyor.

 



Arıtma suyun minerallerini öldürür..

 

İsviçre merkezli bir şirket olan Zermatt Su arıtma' dan bir tanıtım uzmanı anlatmıştı.

Bende araştırdım çok doğru.

Anlatmazsam çatlarım. " Arıtma Suyun Minerallerini öldürür" çok yanlış bir söylem.

Sudaki mineraller zaten ÖLÜ-ÖLÜ yani İNORGANİK.

İçme sularımıza karışan inorganik (cansız/ölü) mineralleri bitkiler kökleri ile alıp fotosentezle organik mineral haline getiriyorlar. Siz fotosentez yapabiliyormusunuz? topraktan gelen Sudaki cansız inorganik mineralleri insan vücudu kullanamıyor.

Atmaya çalışıyor.

Bir insan vücudu içtiği yoğun sular sebebiyle ömrü boyunca yaklaşık 240 kg. taşı öğütmek zorunda kalıyormuş.

Doğal olarak inorganik mineralli yer altı sularını içmek kanı yoğunlaştırdığı için, TDS oranı yüksek suları içmek, tansiyon, kalp hastalıkları, hafıza kaybı, görme bozuklukları, vücutta yağlanma, fazla kilo, ciltte yaşlanma, saç dökülmesi vs. risklerini taşıyor.

Zaten toprağın sadece %5 lik kısmında organik yapılar var mineraller değil. 
Bunları oğluşumun 7.sınıf fen dersi kitabından tesadüfen teyit ettim. araştırdımda. Yinede Zermatt arıtma uzmanınıda tekrar çağırdım bilgi aldım. İçim çok rahat. 3 yıldır kullanıyoruz.

Zaten başka suda içemiyorum. Hemen ağır tadı belli oluyor.

Şimdi sormak istiyorum, bende bir yanlışlık varmı?

1-)Toprağın yada topraktaki minerallerin yüzde kaçı canlı? yüzde kaçı ölü?

2- Topraktan suya geçen %95 ölü inorganik minerallerin yüzde kaçı vüdutta nerede kullanılıyor, yada vücuttan direk atılıyor? 
Yani arıtma suyun minerallerini öldürmez, onlar zaten ölü. Arıtma o ölü minerallerin vücuda girerek bir çok hastalık riski yaratmasını engeller.

 

KADINLAR KULÜBÜ BLOĞUNDAN ALINTIDIR